SARIKAMIŞ KUŞATMA HAREKATI: 1914 KIŞININ FELAKETİ
1914 yılıydı. Birinci Dünya Savaşı başlamış, kaybettiği toprakları geri kazanmak isteyen Osmanlı İmparatorluğu Almanya’nın yanında savaşa katıldığını ilan etmişti.
Dünya, uydu sistemlerinin bulunmadığı bir çağdaydı. Atmosfer hareketleri izlenemiyor, hava durumu yalnızca sezgi ve sınırlı gözlemlerle tahmin edilebiliyordu. Meteoroloji bilimi ise henüz gelişme aşamasındaydı.
Doğu Anadolu’nun dondurucu kışı, insan aklının ve askeri planlamanın öngöremeyeceği kadar büyük bir güçtü ve yaşanacak tüm gelişmeleri belirleyecek nitelikteydi.
1 Kasım 1914’te Rus Çarlığı’nın Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmesi üzerine, General Berhmann komutasındaki Rus kuvvetleri işgal altında tuttukları Kars, Ardahan ve Batum hattından hareketle Erzurum yönünde ilerlemeye başladı.
Bu ilerleyiş, 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’nın emrindeki kolordular ile 2. Süvari Tümeni tarafından karşılandı. Hasan İzzet Paşa, tıpkı Harbiye Nazırı Enver Paşa gibi sarayın damadıydı ve kısa süre önce albaylıktan paşalığa terfi ettirilerek 3. Ordu Komutanlığı’na atanmıştı.
16–21 Kasım 1914 tarihleri arasında gerçekleşen ve son derece çetin geçen Köprüköy Muharebeleri sonunda Rus kuvvetleri Erzurum–Sarıkamış hattında durduruldu.
Bu kısmi başarı, Enver Paşa’yı daha iddialı bir hedefe yöneltti: Sarıkamış’ın kuşatılması. Bu plan ile Rus ordusunun Sarıkamış demiryolu üzerinden geri çekilme imkanı ortadan kaldırılarak imha edilecek ve Kars bölgesinin kurtarılmasından sonra Kafkasya içlerine ilerlemek mümkün olacaktı.
Ordunun hazırlıksız ve donanımsız, mevsimin kış olmasına rağmen Rus ilerleyişinin durdurulmasını stratejik bir fırsata dönüştürmek isteyen Enver Paşa, 27 Kasım’da İstanbul’dan Erzurum’a geldi. 12 Aralık’ta Köprüköy’e geçerek Sarıkamış Kuşatma Harekatı’nın hazırlıklarını bizzat yönetti.
Harekat için birliklerin hazırlanması ve yeniden tertiplenmesi tamamlandıktan sonra, 3. Ordu’nun 94 taburdan oluşan yaklaşık 90 bin kişilik kuvveti 22 Aralık 1914’te harekata başladı.
Sarıkamış ve çevresinde (Oltu, Narman, Penyak, Başköy, Selim, Horasan, Bardız, Mecingirt, Karaurgan ve Divik hattı) 25 Aralık’a kadar son derece şiddetli muharebeler yaşandı. Ancak taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamadığından takviye birliklerin gelişi beklendi.
Harekatın en kritik safhasında görev alan bazı tümenler, tüm zorluklara ve “bekleyin” emrine rağmen gece taarruzuna geçme kararı aldı. Allahuekber Dağları’nda yaklaşık 35 kilometrelik ölümcül bir yürüyüşün ardından Sarıkamış’ı geri almayı hedeflediler.
Bu insanüstü çabanın bedeli çok ağır oldu ve askeri tarihimizin en acı trajedilerinden biri yaşandı. Tipinin kör ettiği, soğuğun -30 derecenin altına düştüğü o karanlık gece yürüyüşünde 13 bin Mehmetçik, düşmanı dahi göremeden donarak hayatını kaybetti.
Sarıkamış önlerine ulaşmayı başaran birlikler ise taarruzun hemen eşiğinde “gece taarruzu yapılmayacak” emriyle durduruldu. Sabaha kadar silah başında bekletilen Mehmetçik, dondurucu soğuk altında nöbet tutarken can verdi.
Bu iki zıt karar, Sarıkamış Harekatı’nın seyrini değiştiren ve tarihte derin izler bırakan en tartışmalı anlardan biri olarak kayıtlara geçti.
22 Aralık 1914’te başlayıp 6 Ocak 1915’e kadar on beş gün süren Sarıkamış Kuşatma Harekatı; Osmanlı komuta kademesinin taktik hataları, lojistik yetersizlikler ve Doğu Anadolu’nun amansız kış şartları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı.
Bahar gelmeden Rus ordusunu Sarıkamış Harekatı ile üç koldan kuşatarak imha etmeyi hedefleyen Osmanlı ordusu, Tutak–Narman hattına kadar geri çekildi; Enver Paşa’nın Kars’ı kurtarma, Kafkasya içlerine ilerleme, Karadeniz kıyılarındaki Rus şehirlerini ele geçirme ve Türkistan’ı fethetme hayali ise bu ağır yenilgiyle birlikte sona erdi.
***
Alper UZUNGÜNGÖR
Dünya, uydu sistemlerinin bulunmadığı bir çağdaydı. Atmosfer hareketleri izlenemiyor, hava durumu yalnızca sezgi ve sınırlı gözlemlerle tahmin edilebiliyordu. Meteoroloji bilimi ise henüz gelişme aşamasındaydı.
Doğu Anadolu’nun dondurucu kışı, insan aklının ve askeri planlamanın öngöremeyeceği kadar büyük bir güçtü ve yaşanacak tüm gelişmeleri belirleyecek nitelikteydi.
1 Kasım 1914’te Rus Çarlığı’nın Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmesi üzerine, General Berhmann komutasındaki Rus kuvvetleri işgal altında tuttukları Kars, Ardahan ve Batum hattından hareketle Erzurum yönünde ilerlemeye başladı.
Bu ilerleyiş, 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’nın emrindeki kolordular ile 2. Süvari Tümeni tarafından karşılandı. Hasan İzzet Paşa, tıpkı Harbiye Nazırı Enver Paşa gibi sarayın damadıydı ve kısa süre önce albaylıktan paşalığa terfi ettirilerek 3. Ordu Komutanlığı’na atanmıştı.
16–21 Kasım 1914 tarihleri arasında gerçekleşen ve son derece çetin geçen Köprüköy Muharebeleri sonunda Rus kuvvetleri Erzurum–Sarıkamış hattında durduruldu.
Bu kısmi başarı, Enver Paşa’yı daha iddialı bir hedefe yöneltti: Sarıkamış’ın kuşatılması. Bu plan ile Rus ordusunun Sarıkamış demiryolu üzerinden geri çekilme imkanı ortadan kaldırılarak imha edilecek ve Kars bölgesinin kurtarılmasından sonra Kafkasya içlerine ilerlemek mümkün olacaktı.
Ordunun hazırlıksız ve donanımsız, mevsimin kış olmasına rağmen Rus ilerleyişinin durdurulmasını stratejik bir fırsata dönüştürmek isteyen Enver Paşa, 27 Kasım’da İstanbul’dan Erzurum’a geldi. 12 Aralık’ta Köprüköy’e geçerek Sarıkamış Kuşatma Harekatı’nın hazırlıklarını bizzat yönetti.
Harekat için birliklerin hazırlanması ve yeniden tertiplenmesi tamamlandıktan sonra, 3. Ordu’nun 94 taburdan oluşan yaklaşık 90 bin kişilik kuvveti 22 Aralık 1914’te harekata başladı.
Sarıkamış ve çevresinde (Oltu, Narman, Penyak, Başköy, Selim, Horasan, Bardız, Mecingirt, Karaurgan ve Divik hattı) 25 Aralık’a kadar son derece şiddetli muharebeler yaşandı. Ancak taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamadığından takviye birliklerin gelişi beklendi.
Harekatın en kritik safhasında görev alan bazı tümenler, tüm zorluklara ve “bekleyin” emrine rağmen gece taarruzuna geçme kararı aldı. Allahuekber Dağları’nda yaklaşık 35 kilometrelik ölümcül bir yürüyüşün ardından Sarıkamış’ı geri almayı hedeflediler.
Bu insanüstü çabanın bedeli çok ağır oldu ve askeri tarihimizin en acı trajedilerinden biri yaşandı. Tipinin kör ettiği, soğuğun -30 derecenin altına düştüğü o karanlık gece yürüyüşünde 13 bin Mehmetçik, düşmanı dahi göremeden donarak hayatını kaybetti.
Sarıkamış önlerine ulaşmayı başaran birlikler ise taarruzun hemen eşiğinde “gece taarruzu yapılmayacak” emriyle durduruldu. Sabaha kadar silah başında bekletilen Mehmetçik, dondurucu soğuk altında nöbet tutarken can verdi.
Bu iki zıt karar, Sarıkamış Harekatı’nın seyrini değiştiren ve tarihte derin izler bırakan en tartışmalı anlardan biri olarak kayıtlara geçti.
22 Aralık 1914’te başlayıp 6 Ocak 1915’e kadar on beş gün süren Sarıkamış Kuşatma Harekatı; Osmanlı komuta kademesinin taktik hataları, lojistik yetersizlikler ve Doğu Anadolu’nun amansız kış şartları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı.
Bahar gelmeden Rus ordusunu Sarıkamış Harekatı ile üç koldan kuşatarak imha etmeyi hedefleyen Osmanlı ordusu, Tutak–Narman hattına kadar geri çekildi; Enver Paşa’nın Kars’ı kurtarma, Kafkasya içlerine ilerleme, Karadeniz kıyılarındaki Rus şehirlerini ele geçirme ve Türkistan’ı fethetme hayali ise bu ağır yenilgiyle birlikte sona erdi.
***
Alper UZUNGÜNGÖR
Yorumlar
Yorum Gönder