Emekli Polislerden Peş Peşe Tepkiler. Hamza Konuk yazıyor “Bir TEMAD olamadık”
Kamu Yararına Çalışan Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği’nde aylık 7 milyon TL’yi bulduğu iddia edilen gelirin verimsiz ve usulsüz yatırımlarla heba edildiği yönündeki eleştiriler, emekli polisler arasında giderek büyüyor.
Son dönemde art arda yayımlanan yazılar ve videolar, dernek yönetimine yönelik tepkileri yeniden gündeme taşıdı.
Emekli polis İmdat Çiftçi’nin dikkat çeken yazıları, ardından Muharrem Karaağaç’ın “Bu kadar da olmaz” dedirten açıklamaları ve son olarak Birol Mıdık’ın “ölü yatırım” olarak nitelendirilen dernek oteliyle ilgili paylaştığı video, tartışmaları daha da alevlendirdi.
Ortaya atılan iddialar, gözleri İçişleri Bakanlığı’nın dernek denetçilerine çevirirken; savcılık dosyalarına giren denetçi raporlarında, derneğe bağlı iktisadi işletmenin uğradığı mali zarar ve buna bağlı vergi kaybı konusunda yetkinin Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nda olduğu belirtiliyor.
Emekli polisler ise “Dernek zarar ettiriliyor ama denetim açısından yapılacak bir şey yok denilerek durum sıradanlaştırılıyor” diyerek İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği'ne tepki gösteriyor.
Tartışmalar sürerken, bir dönem derneğin Silivri Şubesi yönetiminde görev yapan emekli polis Hamza Konuk’un da konuya ilişkin kaleme aldığı yazı gündeme ulaştı.
Dernekte yaşanan sorunlara tanık olduktan sonra istifa eden Konuk, daha sonra kurulan Tüm Polis Emeklileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği çatısı altında çalışmalarını sürdürüyor.
Konuk’un samimi duygularla kaleme aldığı yazı, emekli polisler arasında yükselen rahatsızlığın bir başka yansıması olarak değerlendiriliyor.
“Bugün Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının gücü, üye sayısıyla değil, o üyelerin "ortak ideal" etrafında ne kadar kenetlendiğiyle ölçülüyor. Önümüzde hepimize ders olması gereken, şapka çıkarılacak bir örnek var: TEMAD.
Astsubay meslektaşlarımız; hiçbir kişisel menfaat gözetmeden, koltuk hesabı yapmadan, sadece meslek onurları ve hakları için Samsun’dan Ankara’ya bir meşale yaktılar. 50 bin yürek tek bir yumruk olup meydanlara sığmadı.
Bu başarı; bir inancın, birliğin ve en önemlisi "şeffaf bir yönetimin" sonucudur.
Peki, Bizim Derneğimiz Ne Yapıyor?
Şimdi dönüp kendi çatımıza, KYÇ Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği’ne bakıyoruz. Karşımızdaki tablo, 170 bin emekli polis için tam bir hüsrandır:
Temsiliyet Krizi:
170 bin emekli polisin bulunduğu bir camiada, üye sayısının trajik bir şekilde 3 binlerde kalması bir "başarısızlık" değil, bilinçli bir "tercihtir." Bu düşük sayı, derneği geniş kitlelere açmak yerine, belirli bir zümrenin kontrolünde tutma arzusunun kanıtıdır.
Zümre Menfaati:
Soruyoruz; 170 bin kişiyi kucaklaması gereken bir yapı, neden sadece bir avuç insanın "kaymak tabaka" olarak faydalandığı bir kulübe dönüştürülmüştür? Derneğin milyarlarca liralık mal varlığı ve geliri, neden 170 bin polisin hak mücadelesine değil de, mevcut statükonun korunmasına harcanmaktadır?
Vizyon ve Şeffaflık Yoksunluğu:
Astsubaylar hak arama mücadelesini Ankara’da taçlandırırken, bizim dernek yönetimimiz hangi "kapalı kapılar" ardında, hangi sessiz ajandaları yürütmektedir? Web sitelerinden sosyal tesislere kadar emeklinin "yol ve yordam" bulamadığı bu yapı, üyeden neden kaçmaktadır?
Buradan İlan Ediyoruz! Biz emekli polisler, teşkilatımızda öğrendiğimiz disiplini emekliliğimizde de koruyoruz; ancak bu disiplin, haklarımızın yenilmesine veya temsil yetkimizin bir zümre tarafından rehin alınmasına rıza göstereceğimiz anlamına gelmez.
Dernek yönetimine çağrımızdır:
Ya 170 bin kişiyi kucaklayacak bir vizyonla kapıları sonuna kadar açın, şeffaflığı getirin ve TEMAD gibi meydanlarda hakkımızı arayın; ya da o koltukları, bu işi "zümre menfaati" için değil "meslek onuru" için yapacak olanlara devredin.
50 bin kişinin bir araya gelebildiği bir ülkede, 170 bin emekli polisin sesi çıkmıyorsa; bu, polisin eksikliği değil, yönetimin basiretsizliğidir.
Meşale yakanları selamlıyor, o meşaleyi söndürenleri ise emekli polisin vicdanına havale ediyoruz.”

Yorumlar
Yorum Gönder