PVSK güncellenmeden Emniyet Teşkilatı Kanunu’ndaki değişiklikler gerçek etki yaratamaz
Basında yer alan haberler, İçişleri Bakanlığı tarafından 1937 tarihli 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun yerine geçecek kapsamlı bir Polis Meslek Kanunu hazırlığında sona gelindiğini göstermektedir.
Çalışmanın; mesai düzeni, izinler, sosyal haklar, görev tanımları ve eğitim standartları gibi birçok alanda köklü değişiklikler içerdiği ifade edilmektedir.
Ne var ki, bu düzenlemenin Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu (PVSK) dışında tutulması halinde, yapılacak değişikliğin mesleğin icrasına ilişkin temel sorunları çözme kapasitesi sınırlı kalacaktır.
Zira polislik mesleğinin hukuki çerçevesi, ETK ile PVSK’nın birlikte oluşturduğu bütüncül bir yapıya dayanmakta; bu iki kanun birbirini tamamlayıcı özelliklerden oluşmaktadır.
Cumhuriyet döneminde polis teşkilatının yeniden yapılandırılması sürecinde, 1934 tarihli PVSK ve 1937 tarihli ETK kabul edilerek yürürlüğe girmiş; zaman içinde her iki kanunda da günün ihtiyaçlarına göre değişiklikler yapılmıştır.
Bugün ETK’nın yerine geçecek yeni bir meslek kanununun tamamlandığı ifade edilirken, PVSK’da bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı hususu kamuoyunda haklı bir merak konusu haline gelmiştir.
Çünkü PVSK’da gerekli güncellemeler yapılmadan yalnızca ETK’nın değiştirilmesi, kolluğun görevini yerine getirirken karşılaştığı hukuki belirsizlikleri gidermeyecektir. Bu nedenle, yeni düzenlemenin etkili olabilmesi için özellikle şu hususların ele alınması zorunludur:
Çalışmanın; mesai düzeni, izinler, sosyal haklar, görev tanımları ve eğitim standartları gibi birçok alanda köklü değişiklikler içerdiği ifade edilmektedir.
Ne var ki, bu düzenlemenin Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu (PVSK) dışında tutulması halinde, yapılacak değişikliğin mesleğin icrasına ilişkin temel sorunları çözme kapasitesi sınırlı kalacaktır.
Zira polislik mesleğinin hukuki çerçevesi, ETK ile PVSK’nın birlikte oluşturduğu bütüncül bir yapıya dayanmakta; bu iki kanun birbirini tamamlayıcı özelliklerden oluşmaktadır.
Cumhuriyet döneminde polis teşkilatının yeniden yapılandırılması sürecinde, 1934 tarihli PVSK ve 1937 tarihli ETK kabul edilerek yürürlüğe girmiş; zaman içinde her iki kanunda da günün ihtiyaçlarına göre değişiklikler yapılmıştır.
Bugün ETK’nın yerine geçecek yeni bir meslek kanununun tamamlandığı ifade edilirken, PVSK’da bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı hususu kamuoyunda haklı bir merak konusu haline gelmiştir.
Çünkü PVSK’da gerekli güncellemeler yapılmadan yalnızca ETK’nın değiştirilmesi, kolluğun görevini yerine getirirken karşılaştığı hukuki belirsizlikleri gidermeyecektir. Bu nedenle, yeni düzenlemenin etkili olabilmesi için özellikle şu hususların ele alınması zorunludur:
-Polisin silah kullanma yetkisi, güncel güvenlik ihtiyaçları ve uluslararası standartlar ışığında yeniden tanımlanmalı,
-Yetkinin kapsamını daraltan, uygulamada tereddüt yaratan ve kolluğun hareket kabiliyetini sınırlayan hükümler, açık, öngörülebilir ve uygulanabilir bir çerçeveye kavuşturulmalı,
-Görev sırasında silah kullanan polislerin, olayın niteliği değerlendirilmeden doğrudan “şüpheli” sıfatıyla adli mercilere sevk edilmesine yol açan uygulamalar hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.
Aksi halde, yalnızca Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun yenilenmesi, polislik mesleğinin sahadaki gerçek ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyecek; kolluğun görevini etkin, güvenli ve hukuka uygun biçimde yerine getirmesi için gerekli olan normatif bütünlük sağlanamayacaktır.
Alper UZUNGÜNGÖR
Başkomiser (e)
Aydı Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği Başkanı
Aksi halde, yalnızca Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun yenilenmesi, polislik mesleğinin sahadaki gerçek ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyecek; kolluğun görevini etkin, güvenli ve hukuka uygun biçimde yerine getirmesi için gerekli olan normatif bütünlük sağlanamayacaktır.
Alper UZUNGÜNGÖR
Başkomiser (e)
Aydı Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği Başkanı

Yorumlar
Yorum Gönder