Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Açar’ın “Unutulmayan Acı 1 Mayıs” başlıklı makalesi

Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Açar’ın “Unutulmayan Acı 1 Mayıs” başlıklı makalesi, 1 Mayıs 1977’ye ilişkin kolektif hafızada yer eden şiddet ve belirsizlik ortamını içeriden bir tanıklığın perspektifiyle ele alarak dönemin politik iklimine, güvenlik paradigmasına ve toplumsal çatışma dinamiklerine ışık tutan önemli bir birincil kaynak niteliği taşımaktadır. Bu nedenle metni yeniden yayımlıyoruz.

Unutulmayan Acı 1 Mayıs

Bugün benim hayatımda unutamadığım acı dolu bir gün; 1 Mayıs 1977 tam 49 yıl önce gencecik bir komiser muavini mesleğe yeni başlamış biriyim.

O gün Taksim meydanında görevlendirildim.

Adı Toplum Polisi olarak yanımdaki görevli memurlarımla resmi elbiseli olarak Kazancı yokuşu ile İntercontinental Otelinin önüne dizdirildik.

Sabahın erken saatinden olay saati 18.30 kadar orada ayakta durduk.

Resmi elbiseli olduğumuz için önümüzden geçen kortejdeki tüm guruplar slogan atarak bazen bize yumruklarını kaldırarak geçiyorlardı.

Meydan tamamen dolmuştu.

Saatler öncesinden Saraçhaneden beri olay çıkartarak gelen aşırı bir gurup o saatlerde sular idaresine gelip dayanmış meydan dolduğundan yürüyüş durmuş DİSK genel başkanı konuşuyordu.

Konuşmaların bittiği sıralarda sular idaresinin oralardan bir silah sesi geldi.

İşte o an mısır patlar gibi silah sesleri duyuluyor panik yasanıyordu.

Bulunduğumuz yer hedef gibiydi kurşunlar üzerimizden geçip arkamızdaki otelin altında bulunan mağazaların camlarını delip alarmlar çalıyordu.

Yani resmen biz hedef olmuş üzerimize kurşun sıkılıyordu.

Ben ve memurlarım panik halindeydik. Kendimize sığınacak bir yer arıyorduk.

Kazancı yokuşuna yöneldim insanlar yokuş aşağı kaçıyorlar ve çok kalabalıktı.

İşte o anda görevli memurum Nazmi Arı orada vurulmuş.

Ben daha sonra otelin döner giriş kapısına yöneldim ancak kapı dönerli olduğundan insanlar içinde sıkışmış kapı dönmüyordu.

(Daha sonra haberlerde otel kapılarını kilitledi diye çıktı aslında dönerli olduğundan insanlar sıkışmış kapı çalışmaz duruma gelmişti)

Ben kapı çalışmayınca Atatürk Kültür Merkezi tarafına doğru koştum. Otelin garajından asansörle yukarı çıktım.

Lobide otelin içine panik halinde olanlara yardımcı oldum.

Olaylar durulduğunda bir memurumun şehit olduğunu öğrendim.

Diğer görevli memurlarım nerdeyse isyan halindelerdi.

Resmen üzerimize kurşun yağmıştı.

Yürüyerek bir gurup memurumla Taksim ilkyardım hastanesine gittik.

Orda gördüğüm manzara korkunçtu. Yaralılar yardım edecek doktor arıyordu.

Ben ve memurlarım alt katlara indik. Bir bölümde ölen insanlar vardı.

O gün 34 kişi hayata veda etti.

Daha sonra otobüslerimize bindik. Sahil yolundan Topkapı’daki birliğimize giderken insanların balık ve rakılarını içerken gördüğümde o an koptum ve hüngür hüngür ağlamaya başladım.

Ben göreve giderken tam olan birliğimle bir eksik şehit vererek savaş gibi bir gün akşamı dönüyordum.

Dedim ki! ben bu mesleğe devam edebilir miyim? Para için böyle bir meslekte kalabilir miyim? Başka bir iş yapabilir miyim? diye çok düşündüm ama yapamadım devam ettim.

Çünkü bu meslek baba mesleğim. Bu meslek para için yapılacak bir meslek değil.

Sevgi ve idealin olmalı. Korkmadan hayatını insanların huzuru için, yardıma muhtaç olanlara yardım etmek için feda etmeyi önceden kabul etmelisin.

Bende öyle yaptım ve tam 49 yıl 2 ay hizmet ettim. Şerefimle sağlıklı bir şekilde emekli oldum.

Ezilen işçi sınıfının hak ettiği haklarını almaları dileğimle 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günlerini kutluyorum.

***

Hasan AÇAR
Emekli 1'inci Sınıf Emniyet Müdürü / İSTANBUL



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Teşkilatımızın itibarını algı operasyonlarına kurban ettirmeyiz!

TÜRKİYE POLİS EMEKLİLERİ SOSYAL YARDIM DERNEĞİ AYDIN ŞUBESİ KAPATILDI

EMEKLİ POLİS FETÖCÜLERİN KORUNDUĞUNU İLERİ SÜREREK YÜRÜYÜŞ YAPTI